BAĞLAMINDAN KOPMAK

Banu Kırış                           

Bu küçük ev yakında yerinden kaldırılacak. Tescilli bir yapı olduğu için yıkılamıyor. Ancak başka bir yere taşınmasına izin var. Gerçek işlevini çoktan yitirmiş, bir zamanlar bir aileye barınak olmuşken, şimdi bir tamir atölyesine ev sahipliği yapıyor.

Tarihi bir tersanenin hemen yanı başında, mütevazi, ama kendi duruşu olan bir yapı.  İçine girdiğiniz zaman  kendine ait daha çok ipucu veren, kendini paylaşan bir yapı; izleyene, bir zamanlar burada farklı bir yaşam vardı hissiyatı veren bir yapı.

İnsanın  neredeyse  kollarını açsa korurum zannettiği bu bina ne yazık ki bir tünelin ağzına denk gelen yolun  üzerinde. Kentin  yeni biçiminde ona burada yer yok...

Bu, mimarinin  çaresizliği,  bulunduğumuz her konumda, iyi ya da kötü, doğru ya da yanlış  başkaları tarafından verilmiş kararların uygulandığı, ya da verilmemiş kararların yol açtığı bir  görsel karmaşaya maruz kalmamız!..   

       

Sevdiğim yapılara korkuyla bakar oldum; eski, nitelikli yapılar, başka birileri de onları farkeder, keşfeder ve artık benim sevdiğim biçimiyle yaşamaya devam edemezler mi; o yoldan geçerken onları daha ne kadar görmeye devam edebileceğim?  Oysa yaşadığım çevrede eskiye dair bir şeyler görmek benim için neredeyse bir ihtiyaç.

 

 

 

İşte bu küçük evin çok yakınlarında, eski bir tamirhanede -artık elektriği ve suyu da olmayan- eski eşyaları tamir ettiriyorum,  bakımlarını yaptırıyorum, onları yeniden kullanıma hazır hale getirtiyorum.  İnanamazsınız,  üzerlerindeki  yük kalkınca nasıl minnettar  kalıyorlar, yılların yaşanmışlığını nasıl güzel, farklı  yansıtıyorlar, insana sevinç veriyor.  

 

 

 

 

 

 

Dış dünyada benim dışımdaki sayısız faktör nedeniyle eskiyi korumaya gücüm yetmiyor… Oysa kendi dünyalarımıza  alarak çevremizde onlarla yaşamamız...neden olmasın! Büyükanneden kalan bir koltuk, dedenin kahve içtiği fincan, arkadaşın artık ona uygun bir yeri olmadığı için hediye ettiği konsol...Bunların  hepsi çok değerli;  manevi değerlerinin yanında bizim geçmişimizden kopmadan yaşamamızı sağlayan etkenler.  Hikayesi olan her yapı, her nesne bize kendimizle ilgili ipuçları sunuyor.

İşte ben de böyle başladım, önce ailemden kalan küçük eşyaları toplayarak…Eskiyle çeşitli serüvenlerden sonra, özellikle yıllanmış ahşap eşyaların hayatımda önemli bir  yeri oldu.  Ve gün geldi, kendime o can alıcı soruyu sordum:

Neden?!.

Eskiye ve antikaya  neden böyle ilgi duyuyorum? Neden yakınımda eski bir bina, evimde eski eşyalar gördüğüm zaman kendimi iyi hissediyorum?

 
 
Ve  farkettim ki,  bu arada  ben içsel  bir serüvene  girmişim.  İç dünyamızda
yaşadıklarımızın en önemli serüvenler olduğunu düşünürüm hep…Ve tabi bir de şu
var: Neden onu değil de bunu seçiyorum, tercihlerimi neye göre yapıyorum? Buna
ilk anda ‘Akademi’nin sanatsal ortamında almış olduğum Mimarlık Eğitimi ve Bakış
açısı ve bu süreçte oluşturduğum algı süzgecinden geçirerek' diyebilirim, ama bu
açıklama yeterli değil. Daha derinlerde bir şeyler olmalı...
 
 
 
Eski ve antikanın benim iç dünyamdaki karşılığını ararken bunu sizinle de paylaşmaya çalışacağım. Çünkü biliyorum ki hepimizin bir aidiyet  ve  bağlamından kopmadan yaşamaya gereksinimimiz var.
 
Farkında olsak da olmasak da…
 
Tanıdık bir çevre, bildik bir yüz, eski bir eşya…
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

 

 

 

 

 

 

ANTİKANE
03/12/2015

Antikane Facebook Sayfası Antikane Twitter Sayfası Antikane Instagram Sayfası Antikane Pinterest Sayfası